NEW --- WASETMANIA : WHO IS FAKE Dr/PhD CEMAL ARDIL EBRU ARDIL BORA ARDIL : HOW THEY RUN WASET FRAUD

Ultimate Source : WASET = TURKISH FRAUDSTERS CEMAL ARDIL EBRU ARDIL BORA ARDIL Fake Conferences, Fake Journals, Fake Organization WASET World Academy of Science Engineering and Technology, Cemal Ardil, Ebru Ardil, Bora Ardil ----- WASETMANIA : SAHTE Dr/PhD CEMAL ARDIL EBRU ARDIL BORA ARDIL KİMDİR : WASET ile NASIL DOLANDIRICILIK YAPARLAR -- WASET DOLANDIRICILIĞI Hakkında Herşey : WASET = TÜRK DOLANDIRICILAR CEMAL ARDIL EBRU ARDIL BORA ARDIL Sahte Konferanslar, Sahte Dergiler, Sahte Organizasyon WASET World Academy of Science Engineering and Technology, Cemal Ardıl, Ebru Ardıl, Bora Ardıl

There is NO ILLEGAL CONTENT (text , image, etc) in this blog

There is NO ILLEGAL CONTENT (text , image, etc) in this blog

IMPORTANT : Write your OBJECTIONS, ANSWERS, COMMENTS to " tansu dot kucukoncu at gmail dot com "

IMPORTANT

Write your OBJECTIONS, ANSWERS, COMMENTS
to Dr. Tansu KUCUKONCU -
" tansu dot kucukoncu at gmail dot com (use small letters) " ;
if you want
what you write
will be added to this blog
as they are.

Dr. TANSU KUCUKONCU is a VICTIM of MASSIVE HUMAN RIGHTS VIOLATIONS in UNIVERSITY SYSTEM of TURKEY

Dr. TANSU KUCUKONCU
is a VICTIM (since 2001) of
MASSIVE HUMAN RIGHTS VIOLATIONS
in PLAGIARISM PARADISE UNIVERSITY SYSTEM of TURKEY

Search This Blog

Loading...

ACADEMIC ETIQUETTES WHICH MUST BE STRIPPED OF - DIPLOMAS WHICH MUST BE CANCELLED - DUE TO PLAGIARISM

Plagiarized Thesis :: IZZET OZGENC PLAGIARIZED THESIS ( for Assoc. Prof. ) :: IZZET OZGENC - VICE HEAD - HIGHER EDUCATION COUNCIL OF TURKEY - PROFESSOR - LAW ; RECTOR , TURKISH - GERMAN UNIVERSITY Plagiarized PhD Th. :: SERDAR OZGULDUR PLAGIARIZED PhD THESIS :: SERDAR OZGULDUR - COLONEL - MEMBER of the SUPREME COURT of TURKEY Plagiarized MSc Th. :: Bahadir Aydin (COMU) PLAGIARIZED MSc THESIS :: BAHADIR AYDIN ( academic personnel , Computer Engineering Dept. , Canakkale Onsekiz Mart University ( COMU ) ) . COMU TYPE MSc THESIS. --- Advisor : Memmedaga Mammadov - Mehmedaga Mehmedli - M. B. Mamedov ( he uses 3 different names ) , citizen of Azerbaijan , assoc. prof. - now : prof. , Statistics , Anadolu University --- other 2 members of Msc thesis jury : 1. SERVET SENYUCEL ( chair , jury - chair , dept. - FIRED from COMU !! ) , 2. Mehmet Ali Salahli , citizen of Azerbaijan , assoc. prof. Intihal Doc. Tezi :: IZZET OZGENC INTIHAL DOCENTLIK TEZI :: IZZET OZGENC ( PROFESOR - HUKUK ) - BASKAN YARDIMCISI - YUKSEK OGRETIM KURULU ( YOK ) ; REKTOR , TURK - ALMAN UNIVERSITESI Intihal Dr Tezi :: SERDAR OZGULDUR INTIHAL Dr TEZI :: SERDAR OZGULDUR - ALBAY - UYE , ANAYASA MAHKEMESI Intihal YL Tezi :: Bahadir Aydin (COMU) INTIHAL YL TEZI :: BAHADIR AYDIN ( akademik personel , Bilgisayar Muhendisligi Bolumu , Canakkale Onsekiz Mart Universitesi ( COMU ) . COMU TIPI YL TEZI. --- Danisman : Memmedaga Mammadov - Mehmedaga Mehmedli - M. B. Mamedov ( ismini 3 degisik sekilde yazmaktadir ) , Azerbaycan vatandasi , docent - simdi : prof. , Istatistik , Anadolu Universitesi --- YL tezi jurisinin diger 2 uyesi : 1. SERVET SENYUCEL ( baskan , jury - baskan , bolum - COMU 'den ATILDI !! ) , 2. Mehmet Ali Salahli , Azerbaycan vatandasi , docent

STOP FAKE DIPLOMA and FAKE THESIS - DISSERTION TRADITION in UNIVERSITIES of TURKEY

FAKE DIPLOMA :: CANAN ATALAY AKTUG FAKE DIPLOMA :: CANAN ATALAY AKTUG GAVE A FAKE PhD DIPLOMA to CANAKKALE ONSEKIZ MART UNIVERSITY ( COMU ). COMU ( RAMAZAN AYDIN - rector , OSMAN DEMIRCAN - vice rector ) PROMOTED HER. FAKE PhD THESIS :: MUSTAFA HELVACI FAKE PhD THESIS - DISSERTION :: MUSTAFA HELVACI GAVE A FAKE PhD THESIS to the PRECIDENCY of RELIGIOUS AFFAIRS. HE WAS PROMOTED. HE ALSO MADE A FAKE DECLARATION to AKDENIZ UNIVERSITY that HE WAS A PhD GRADUATE of UNIVERSITY of KENTUCKY ( USA ) WHICH HE HAS NEVER BEEN A STUDENT OF. AKDENIZ UNIVERSITY ( ISRAFIL KURTCEPHE - rector ) PROMOTED HIM. The Scientific and Technological Research Council of Turkey ( TUBITAK ) ALSO PROMOTED HIM. SAHTE DIPLOMA :: CANAN ATALAY AKTUG SAHTE DIPLOMA :: CANAN ATALAY AKTUG CANAKKALE ONSEKIZ MART UNIVERSITESIne ( COMU ) SAHTE DOKTOREA DIPLOMASI VERDI. COMU ( RAMAZAN AYDIN - rektor , OSMAN DEMIRCAN - rektor yrd.) ONU ODULLENDIRDI. SAHTE DOKTORA TEZI :: MUSTAFA HELVACI SAHTE DOKTORA TEZI :: MUSTAFA HELVACI DIYANET ISLERI BASKANLIGIna SAHTE DOKTORA TEZI VERDI , ODULLENDIRILDI. AKDENIZ UNIVERSITESIne de YALAN BEYANDA BULUNDU , DOKTORA DIPLOMASINI UNIVERSITY of KENTUCKY 'den ( USA ) ALDIGINI , SOYLEDI , OYSA HICBIR ZAMAN UNIVERSITY of KENTUCKY 'nin OGRENCISI BILE OLMADI. AKDENIZ UNIVERSITESI ( ISRAFIL KURTCEPHE - rektor ) ONNU ODULLENDIRDI. TUBITAK DA ONU ODULLENDIRDI.

STOP PLAGIARISM and OTHER FORMS of CHEATING , FAKES and SCIENTIFIC MISCONDUCTS in UNIVERSITIES of TR

STOP PLAGIARISM and OTHER FORMS of CHEATING , FAKES and SCIENTIFIC MISCONDUCTS in UNIVERSITIES of TURKEY !! STOP to DELIVER DIPLOMAS , ACADEMIC DEGREES WITHOUT EDUCATION in UNIVERSITIES of TURKEY !! STOP to DELIVER ACADEMIC DEGREES ( PhD , Professor , etc ) to PLAGIARISTS in UNIVERSITIES of TURKEY !! STOP to PROMOTE PLAGIARISTS in UNIVERSITIES of TURKEY !! STOP to FLOW MONEY of CITIZENS of TURKEY to PLAGIARISTS in UNIVERSITIES of TURKEY !! STOP CULTURE of PLAGIARISM in UNIVERSITIES of TURKEY !! STOP CULTURE of SCIENTIFIC MISCONDUCT in UNIVERSITIES of TURKEY !! STOP CULTURE of HORROR in UNIVERSITIES of TURKEY !! STOP to APPLY ACADEMIC MOBBING to FAIR ACADEMICIANS in UNIVERSITIES of TURKEY !! STOP ILLEGAL RECORD KEEPING ABOUT FAIR ACADEMICIANS in UNIVERSITIES of TURKEY !! STOP to VIOLATE HUMAN RIGHTS of FAIR ACADEMICIANS in UNIVERSITIES of TURKEY !!

Monday, September 7, 2009

B-2) Bilim sahteciliği iddiası vakalarının alt yapısı

********************



Eser adı : İnfaz
Eser sahibi : Lütfiye Bozdağ Kalaycı
(yardımcı doçent (resim) (Muğla Üniversitesi) ,
"akademide mobbing" mağduru)
http://www.karsi.com/sergi/infaz/gorsel.htm

********************




2. Bilim sahteciliği iddiası vakalarının alt yapısı

Bilim sahteciliği, müstakil bir sorun değildir; [haksız kadrolaşmada (dolayısıyla işe hakkedenlerin alınmasını engellemede), ve işi hakkedenlerin yapmasını engellemede yoğun bir şekilde kullanılan yöntemlerden birisidir], [haksız ekonomik çıkar (kaynağı genelde vatandaşların ödediği vergilerdir), açık uçludur (örneğin, dünyaca meşhur intihal (çalıntı, aşırma) vakalarından birisinin kahramanı olan ve meslek odasınca "2 ay meslekten men" cezası verilen, fakat YÖK'ün intihalini (çalıntı, aşırma) örtbas ettiği bir rektör, üniversiteden atılması ve profesörlük ünvanının elinden alınması gerekirken, her ay ~90.000.000 TL döner sermaye payı alabilmektedir (2003))], [bilim/teknoloji/akademik bilgi üretimi ve öğretimin kalitesi "0"lanmaktadır]. Bu nedenle tüm ülkeyi ilgilendiren bir sorundur. Öğretimin kalitesinin "0"lanması, mezunların kalitesinin "0"lanması demektir.



Tuğba Akın (1.likle mezun (2009) olan öğrenci, Tıp Fakültesi, Akdeniz Üniversitesi) mezuniyet törenindeki konuşmasında (19.06.2009)
"tıp fakültesinden mezun olan arkadaşlarının kendilerini yetersiz gördüklerini ve geleceğe karamsar baktıklarını, internlerin yüzde 74'ünün öğretim üyelerinin tekrarlayan eğitici eğitimi almaları gerektiğini düşündüklerini, öğrencilerin, internlük dönemlerinde, izin hakkı dahi olmadan çalıştırıldıklarını, internlerin hastalanmaları, yakınlarının nişan, düğün törenleri gibi önemli olaylarda dahi izin alamadıklarını"
söyledi :
"İnternler arasında yaptığımız ankete göre arkadaşlarımızın sadece yüzde 2,8'i gelecekten umutlu. Geri kalan kısım ise meslek yaşantısı ile ilgili beklentilerinin gerçekleşmesi konusunda umutsuz ve karamsar. .... Anket sorularından biri de şuydu: 'Kendi döneminizden bir hekim arkadaşınıza anne babanızı emanet eder misiniz ?' Çıkan sonuç aslında çok vahim. Sadece yüzde birimiz ailemizi tam güvenerek, aynı dönemde mezun olduğumuz hekim arkadaşına emanet ediyor. Burada hem kendi, hem de fakülte eğitimimiz adına ciddi bir öz eleştiri yapmalıyız. Aslında bu sorunun cevabı bir başka anket sorusunda saklı. 'internlük döneminizde eğitiminizi kimlerden aldınız ?' intern arkadaşlarımız bu soruya, iş yükü zaten ağır, vakti kısıtlı olan ve zaten kendisinin burada bulunuş amacı eğitim almak olan asistan hekimler olarak cevap vermişler. Oysa ki tıp fakültesinde sadece bir sene sonra tek başına hasta bakacak olan hekim adaylarına eğitim vermesi gereken kişilerin öğretim üyeleri olması gerekli değil midir ? Bu fakültenin öncelikli amacı hekim yetiştirmek değil midir ? O zaman neden bazı polikliniklerde hiç hoca görmeden, sabahtan akşama kadar sadece asistan hekimlerle hasta bakıyoruz ? Neden bazı bölümlerde öğrenci pratiklerini öğretim üyeleri yerine asistanlar yaptırıyor ? Bizler burada hastanenin iş yükünü azaltmak için mi varız ? Bedava iş gücü olarak mı görülüyoruz ? .... Yine anket sonuçlarına göre, intern hekimlerin bir çoğu kendini birinci basamak sağlık kuruluşlarında çalışmak için yetersiz hissediyor. Birincil amacın pratisyen hekim yetiştirmek olduğu fakültemizde bu durumda amaç ile sonuç birbirine uymamaktadır"
dedi [73].

Mustafa Akaydın (profesör, tıp; [Akdeniz Üniversitesi : öğretim elemanı (1980-2008), rektör yardımcısı (1996-2004), yani, Tuğba Akın'ın dile getirdiği şikayetlerin baş sorumlularından biri; rektor (2004-2008), yani, Tuğba Akın'ın dile getirdiği şikayetlerin baş sorumlusu]; [Üniversitelerarası kurul : üye (2000-2008), yani, Tuğba Akın'ın dile getirdiği şikayetlerin ülke genelindeki baş sorumlularından; başkan (2007-2008), yani, Tuğba Akın'ın dile getirdiği şikayetlerin ülke genelindeki baş sorumlularından]; [Antalya Tabip Odası : başkan (1988-1990)]; [Antaya Belediyesi : başkan (2009- ), adığı oy oranı : %40+]). Demek ki, Tuğba Akın'ın dile getirdiği şikayetlerin yerel ve ülke genelindeki baş sorumlularından biri olmak Türkiye'de itibar gören bir şey, dünya genelinin ve özellikle gelişmiş ülkelerin tam aksine. Mustafa Akaydın, 2007-2008'de hemen hergün, bazen günde bir kaç kez hükümet karşıtı ağır siyasi yorumlar yaptı. Üniversitelerin, tıp fakültelerinin sorunlarından bahsedip çözüm önerdiğine, çözmek için uğrastığına raslamak ise oldukça zordur.

Gülşen Yakupoğlu (profesör, Akdeniz Üniversitesi, Tıp Fakültesi), ''Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi 2008-2009 dönem mezunlarına açık mektup'' başlıklı yazılı açıklamasıyla Tuğba Akın'a cevap verdi
"Tuğba Akın'ın bir [gurur günü] olması gereken mezuniyet törenini eleştirileriyle [kabusa dönüştürdüğünü], Tuğba Akın'ın sözlerini, [içi acıyarak] ve [gözleri dolarak] dinlediğini ve bu sözleri defalarca gazetelerden ve internet sitelerinden okuduğunu"
söyledi :
"Üstelik konuyu merak edip soran dost telefonlarına da maruz kaldım. Artık bir 'kahraman'sın çocuğum ! Öyle ya, çok alkış aldın, tebrikleri ve öpücükleri kabul ettin ve kendinle gurur duydun çocuğum. Böylece tüm Türkiye Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni sayende tanımış oldu ! Ama ben de seninle gurur duymayı en az senin kadar ya da ailen kadar bekliyor ve istiyordum. .... sizlerden gelen her eleştiri ve yakınmayı tüm ciddiyetimle, memnuniyetle dinler, kabul ederim, ancak kulağımda sürekli bir ses kovalasam da gitmeyen bir ses diyor ki; 6 yıl boyunca neredeydiniz, neden sorgulamadınız ? Neden yapıcı eleştirilerinizi iletmediniz ? Defalarca söylediğimiz halde ve ne kadar kolay ulaşabileceğinizi bildiğiniz halde neden kapımızı çalmadınız ? Konuşmanız gereken zamanda neden hep suskun kaldınız ?"
dedi [74].

Erkan Yaman ise, Gülşen Yakupoğlu'nun aksine, doktora tezinde [72]
"Türkiye'de üniversitelerin genel görünümü :
[Korku kültürü hakim.
Baskıcı ve otoriter yönetim anlayışı üniversiteyi yozlaştırıyor.
Akademisyenler sürekli sindiriliyor, tehdit ediliyor.
Adam kayırma ve yandaşlık had safhada.
Öğretim elemanları bu ortamda bilim üretemiyor ve mutsuz]"

diyordu. Öğretim elemanları ve öğrencilerin öğretimdeki sorunları dile getirme çabalarına ve akıbetlerine örnek vakalar bir alt bölümde anlatılacaktır.

Erkan Yaman, "Üniversitelerde bir eğitim yönetimi sorunu olarak öğretim elemanının maruz kaldığı informal cezalar: Nitel bir araştırma" başlıklı doktora tezini [72] YÖK ve üniversite yöneticilerince resmi olmayan yöntemlerle cezalandırılarak mağdur edilen akademik personelle (15 (erkek : 6, kadın : 9 ; araştırma görevlisi : 5, yardımcı doçent : 4, doçent : 2, profesör : 4 ; yaş ortalaması : 39 ; çalışma süresi ortalaması : 13 yıl) görüşerek hazırladı. Türkiye'de üniversitelerdeki otoriter yapı, sisteme uymayan öğretim üyelerine yasa ve yönetmeliklerde yer almayan cezalar
(ayrımcılık,
kayırma,
yıldırma,
korkutma,
ihmal,
sömürü,
istismar,
bencillik,
işkence,
eziyet,
şiddet,
baskı,
saldırganlık,
iş ilişkilerine politika karıştırma,
hakaret ve küfür,
bedensel ve cinsel taciz,
görev ve yetkinin kötüye kullanımı,
dedikodu,
dogmatik davranışlar,
yobazlık,
bağnazlık, vd)

veriyordu. Erkan Yaman tezini hazırlarken mağdurları çeşitli yöntemlerle belirledi, mağdurların cezalara maruz kaldıklarından emin olduktan sonra görüşme talebini iletti,
"irformal cezalara maruz kalan öğretim elemanının tespiti,
ikna edilmesi,
maruz kaldığı cezalarla ilgili görüşme talebi iletildiğinde korkmaları,
“bizim burada böyle şeyler yaşanmaz, bu tip davranışlar sergilenmez, bizim üniversitede, fakültede böyle şeyler olmaz” benzeri ifadelerle görüşmek istememeleri,
mağdurların maruz kaldıkları cezaların bilinmesinden kuşkulanmaları,
maruz kaldıkları cezaları inkar etmeleri, sert ifadelerle saldırgan tepki göstermeleri,
görüşmelerin kaydedilmesinden korkmaları, ses kaydı istememeleri, anlattıkları çoğu şeyin kayıtlara geçirilmesini istememeleri,
mağdurların söz verdikleri halde görüşme randevularına gelmemeleri, kaçmaları,
mağdurların bazı sorulardan rahatsız olmaları, cevap vermek istememeleri,
mağdurların güvenini kazanmak, rahatlatmak için araya tanıdıklar sokulması gerekmesi"
sorunlarıyla karşılaştı [72].



Mağdurların açıklamalarından örnekler (bunlar bir alt bölümde anlatılacak örnek vakalar ile tamamen örtüşmektedir) :

["Üniversitelerde askeri hiyerarşik yapılanmanın bir benzeri var.",

"Yöneticilerle ters düşen öğretim elemanlarına ambargo uygulanıyor, sosyal bakımdan tecrit ediliyor, dışlanıyor.",

"Bir mağdur, yöneticilerle ters düştüğünde, yöneticiler, üniversitedeki memur ve müstahdemlere varıncaya kadar herkese kendisiyle konuşulmaması talimatı veriyor. Korkudan kimse mağdurlarla arkadaş olmuyor. Tez öğrencilerinin danışmanıyla görüşmesi engelleniyor. İnsanlar, memur ve hizmetliler dahil, korkuyor.",

"Yöneticiler, mağdurları, “düşman öğretim üyeleri” olarak tanıtıyor.",

"Bir akademisyen, bir bilim insanı, tuvalete giderken dahi izin istemesi gerekiyor.",

"Akademisyenlikte usta-çırak ilişkisi bulunuyor, amirin onayı olmadan bir şey olunamıyor; bu yüzden insanlar hak aramaktan çekiniyor, korkuyor. Böylece ideolojik yapılanma ve kadrolaşma etkisini devam ettirebiliyor."],


["Mağdurlara iş yerinde oda verilmiyor, ortada bırakılıyor, normalde oda olarak kullanılmayan kötü koşullara sahip çalışmayan uygun olmayan (deponun bir köşesi, paravanla bölünmüş çayocağı, tuvalet yanı, gibi) yerler oda olarak veriliyor, kötü masa, kötü sandalyeden başka malzeme verilmiyor. Mağdurlar, kalabalık odalara atılıyor. Mağdurların odalarına muhbirler yerleştiriliyor."],


["Mağdurlara ders verdirilmiyor, tez öğrencisi verdirilmiyor (bir sonraki aşamada işten atılır) (bunlar ücretten fazla ek gelir getirebilir, işi koruma, yükselmede kullanılır). Mağdurlar, kimsenin gitmek istemediği uzak yerlerdeki (diğer illerdeki, diğer ilçelerdeki, ilgisiz birimlerdeki) mağdura göre düşük nitelikli, ilgisiz, dersler verdiriliyor, sürgüne gönderiliyor. Mağdurlar akademik olmayan birimlere sürgüne gönderiliyor."],


["Mağdur öğrenciye (tüm yüksek lisans, doktora boyunca) hiç ders yapılmıyor, dersleri boş geçiyor, not verilmiyor. Dersler yapılmış gibi gösteriliyor, birileri yapılmayan derslerden ücret alıyor. İtiraz edenler daha çok cezalandırılıyor."],


["Mağdurların yerine üniversite dışından belirsiz (!) kişilere ders verdiriliyor, ders veriyor gösteriliyor, dersler boş geçiyor."],


["Ortamdaki kimse mağdurlara destek olmuyor, mağdurlara yapılanları görmezden geliyor, mağdurları yok sayıyor, mağdurlara yapılanlar hakkında konuşmak istemiyor. Bazıları, mağdurlara eziyet edenlere muhbirlik yapıyor. Bazıları mağdurların cezalandırılmasına destek veriyor, ortak oluyor. (Türkçede bu durumlarda kullanılan, “düşenin dostu olmaz”, “düşene bir tekme de sen vur” şeklinde deyişler vardır)."],


["Cezalara, baskılara, tacizlere dayanamayan mağdurlar, istifa ediyor, yüksek lisansı, doktorayı bırakıyor. Mağdurlar, cezaları, baskıları, tacizleri belgeleseler de hak aradıklarında sonuç alamıyor."],


["Mağdurlara her türlü iftira atılıyor, iftiralar kurgulanıyor, kendilerinin ya da başkalarının yaptığı suçlar mağdurların üzerine yıkılıyor."],


["Başarısızlar, başarılı olanları cezalandırıyor. Üstlere (resmi ya da resmi olmayan), koşulsuz itaat etmeyenler cezalandırılıyor."],


["Üsttekiler, her zaman alttakileri ezebiliyor, istediğini yaptırabiliyor, yapmayana eziyet ediyor, işten atmaya çalışıyor. Yetki ve sorumluluklardaki belirsizlikler, bunu kolaylaştırıyor. Yasalar ne derse desin, uygulamada her türlü hak (üniversite içinde, hukuk sisteminde) arayışında üsttekiler haklı çıkartılıyor, hukuk sistemine müdahele ediliyor."],


["Mağdur hak aramaya kalktığında kimse şahit olmak istemiyor."],


["Mağdurlar, yasal mücadele yollarını bilmiyor, hak arama maliyetinin bütçesi için yüksek olacağını düşünüyor, uğraşmak istemiyor, sonuç alamayacağını, hak ararsa daha çok cezalandırılacağını düşünüyor."],


["Üniversitede adalet yok, ahlak yok, etik yok."],


["Türkiye'de akademik hırsızlık çok fazla. Mağdurlar, çalınacağı için çalışmalarını paylaşmaktan çekiniyor, kimseye güvenmiyor."],


["Yöneticiler, evrakları sümenaltı ediyor, ortadan kaldırıyor, yok ediyor, yalan, yanlış bilgi veriyor, sapıttırıyor, yanıltmaya çalışıyor, mağdurların her işini zorlaştırmak için her türlü hileyi yapıyor, hileli soruşturmalar açıyor."],


["Bayanlara çocuk sahibi olma yasağı uygulanıyor, çocuk sahibi olanlar işten atılıyor."] [72].



Mağdurlara eziyet etme gerekçelerine örnekler :

"mağdur edenin keyfi,


çıkar hesapları,


siyasi hesapları,


inanç/inançsızlık/mezhep/tarikat/cemaat hesapları,


mağdur edilene düşmanlığı,


ideolojik yapılanma ve kadrolaşma" [72].



Mağdurların en çok şikayet ettiği konulara örnekler :

"öğretim elemanlarına akademik yükseltmelerde kadro verilmemesi veya engellenmesi";

"yaptıkları bilimsel çalışmalara değer verilmemesi";

"yayınlarının yöneticiler tarafından olumsuz biçimde eleştirilmesi.",

"Üniversitelerdeki baskı ve sindirme kültürü, an alt aşama olan araştırma görevliliğinden itibaren oluşturuluyor. Araştırma görevlileri, gelecekleri, iş hayatları ve yükselmeleri sürekli bir üst amirinin elinde olduğu için özel işlerde kullanılıyor. Araştırma görevlileri, informal cezaya maruz kalmamak için öğretim üyeleri ve yöneticilerin derslerine giriyor; ama ücretini başkası alıyor, onlar adına akademik çalışma yapıyor; ama ismi yazılmıyor, özel işlerinde kullanılıyor veya çanta taşıtılıyor." [72].



Cezaya maruz kalan akademisyenlerde sıkça ortaya çıkan rahatsızlıklara, hastalıklara örnekler :

"kronik uyku bozukluğu,


kronik yorgunluk sendromu,

aşırı kilo alma veya verme,

boyun ve sırt ağrıları,

kalp ritim bozukluğu,

ağız kuruluğu,

sersemlik hissi,

kontrolünü yitirme korkusu,

titreme ve seğirmeler,

nefes almada zorluk,

alerjik reaksiyonlar,

baş ağrısı veya migren,

kaşıntı ve döküntüler,

saçlarda beyazlaşma veya dökülme gibi fiziksel etkiler";


"psikolojik rahatsızlıklar :

stres,

mutsuzluk,

hüzün,

öğrenilmiş çaresizlik, vd." [72].



Erkan Yaman
“Türkiye'nin en önemli sorunu, aydınların henüz bu korku kültürünü tartışmaya dahi açamaması. Korku kültürü bir dünya görüşü, yaşama bakış tarzı, diğer insanlarla paylaşılan bir algılama zemini oluşturur. Bu algılama zemini, insanın özünü, onurunu, tekliğini önemsemez; bu zeminin önemsediği en önemli faktör güçtür. Bu bir kültürdür ve ülkemizdeki insanlar bu kültürün içinde yoğrulmuşlardır. Türk toplumunun en can alıcı sorunu budur. Nitekim araştırmamızın bulgularında da öğretim elemanları, çalıştıkları fakülte ya da bölümlerde yöneticileri tarafından oluşturulan korku kültürünün onlarda ciddî düzeyde olumsuz örgüt iklimi algısının ve sorunların oluşmasına neden olduğunu belirtmiştir."
diyordu [72].

Nuri Alan (eski başkan, Danıştay) da
"İdare, bireye karşı baskıcı tutum içindedir : işlemlerinde hukuk değil, siyasi kayırmacılık ve çıkar ilişkileri egemendir. İdareye karşı dava açan bireye idare iyi gözle bakmamakta, idari yargıdan yürütmenin durdurulması veya iptal kararı alan bireyi daha ağır işlemlerle baskı altına almakta veya cezalandırmaktadır",
demektedir [75].


Bir alt bölümde arXiv makale arşivinin, 6 akademik personeline ait 17 makalesini intihal (çalıntı, aşırma) nedeniyle arşivlerinden attığını duyurduğu (Ağustos.2007) [8] ÇOMÜ'de "öğretim" anlatılacak, ÇOMÜ'de alt yapının çok sağlam olduğu ve arXiv'in 65 makalesini intihal (çalıntı, aşırma) nedeniyle arşivlerinden attığını duyurduğu 14 kişilik gurup (Ağustos.2007) [8] içindeki en kalabalık şebeke olmasının tesadüf olmadığı (ayrıca bu şebekenin, diğer 8 kişinin oluşturduğu şebekelerle bağlantıları) gösterilecektir. ÇOMÜ'deki alt yapının resmi kayıtlarda geçirilmesinde, tarihe not düşülmesinde Tansu KÜÇÜKÖNCÜ (yazar) önemli rol oynamıştır; Erkan Yaman'ın belirttiği üzere
Türkiye üniversite sisteminde "korku kültürü"nün hakim olması nedeniyle yapılan hak hukuk ihlallerini belgelemek, izini sürmek, tanıkları tanıklık yapmaya ikna etmek, ve dürüstçe tanıklık etmelerini sağlamak
çok zordur. ÇOMÜ'deki hileli "bilimsel görünümlü" organizasyonlar, konferanslar, dergiler, vb faaliyetleri ortaya çıkartan ve ÇOMÜ'yü 1 bölüm başkanı (Servet Senyücel, yardımcı doçent) ile 1 daire başkanını (Cemal Ardıl, öğretim görevlisi) işten atmak zorunda bırakan [31] da Tansu KÜÇÜKÖNCÜ'dür. Tansu KÜÇÜKÖNCÜ'nün benzer bir başvurusu üzerine Haliç Üniversitesi de bir dekanını (Ali Okatan) işten atmak zorunda kalmıştır [34]. Tansu KÜÇÜKÖNCÜ,
"Türkiye üniversite sisteminde bilim sahteciliğinin [yazılı olmayan resmi politika] olması" ve
"ÇOMÜ'deki bilim sahteciliği faaliyetlerinin önünde engel olarak görüldüğü" için
2001'den beri yoğun insan hakları ihlallerine maruz bırakılmaktadır;
bu insan hakları ihlalleri (aşağıdaki bölümlerde anlatılacaktır) aynı zamanda ÇOMÜ'de öğretimin "0"lanmasının önemli bir kısmını oluşturmaktadır.

Yurtdışında (İtalya) bir doktora tezinde [76] Türkiye'de bilim sahteciliği vakalarının (arXiv, vd) örtbas edilmesinin geleneksel olduğundan bahsedilmiş, Tansu KÜÇÜKÖNCÜ kaynak gösterilmiştir.