------------------------------------------------------




1.3.1. Serdar Özgüldür
(albay; doktor, kamu hukuku; Anayasa Mahkemesi (A.M.) asker (subay) üyesi (21.06.2004'ten itibaren; Anayasa Mahkemesi'nin 11 asil üyesi vardır, bunlardan 2'si askeri yargı temsilcisi subaydır)) :
Ömer Anayurt (doçent, S.Ü. (Sakarya)), Serdar Özgüldür'ün “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararları ışığında tam yargı davaları” başlıklı doktora tezinin (1994; İstanbul Üniversitesi; Sosyal Biimler Enstitüsü; danışman : İlhan Özay (profesör); 413 sayfa) (ticari amaçla kitap olarak da basıldı), “Türk Hukuku'nda idarenin kusura dayalı sorumluluğu” başlıklı kendi yüksek lisans tezinden (1989; Gazi Üniversitesi; Sosyal Bilgiler Enstitüsü; danışman : Zehra Altınbaş (yardımcı doçent); 136 sayfa) intihal (çalıntı, aşırma) olduğunu iddia etti ve 75.500 ytl maddi ve manevi tazminat davası açtı (dava 21.12.2006'da başladı). Serdar Özgüldür,
"intihalin (çalıntı, aşırma) önemsiz olduğunu ve zaman-aşımı olduğunu"
iddia etti. Ömer Anayurt, davasını geri çekti (22.01.2007).
(Serdar Özgüldür'ün yüksek lisans tezi : “Türk Hukukunda askeri idari yargı” (1986; Gazi Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; danışman : Zehra Altınbaş (yardımcı doçent); 234 sayfa).
Ömer Anayurt'un doktora tezi : “Toplanma hürriyeti kavramı ve Türk Anayasa Hukukunda toplanma hürriyeti” (1996; İstanbul Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; danışman : Burhan Kuzu (doçent); 260 sayfa)).




1.3.1. Serdar Özgüldür
(albay; doktor, kamu hukuku; Anayasa Mahkemesi (A.M.) asker (subay) üyesi (21.06.2004'ten itibaren; Anayasa Mahkemesi'nin 11 asil üyesi vardır, bunlardan 2'si askeri yargı temsilcisi subaydır)) :
Ömer Anayurt (doçent, S.Ü. (Sakarya)), Serdar Özgüldür'ün “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararları ışığında tam yargı davaları” başlıklı doktora tezinin (1994; İstanbul Üniversitesi; Sosyal Biimler Enstitüsü; danışman : İlhan Özay (profesör); 413 sayfa) (ticari amaçla kitap olarak da basıldı), “Türk Hukuku'nda idarenin kusura dayalı sorumluluğu” başlıklı kendi yüksek lisans tezinden (1989; Gazi Üniversitesi; Sosyal Bilgiler Enstitüsü; danışman : Zehra Altınbaş (yardımcı doçent); 136 sayfa) intihal (çalıntı, aşırma) olduğunu iddia etti ve 75.500 ytl maddi ve manevi tazminat davası açtı (dava 21.12.2006'da başladı). Serdar Özgüldür,
"intihalin (çalıntı, aşırma) önemsiz olduğunu ve zaman-aşımı olduğunu"
iddia etti. Ömer Anayurt, davasını geri çekti (22.01.2007).
(Serdar Özgüldür'ün yüksek lisans tezi : “Türk Hukukunda askeri idari yargı” (1986; Gazi Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; danışman : Zehra Altınbaş (yardımcı doçent); 234 sayfa).
Ömer Anayurt'un doktora tezi : “Toplanma hürriyeti kavramı ve Türk Anayasa Hukukunda toplanma hürriyeti” (1996; İstanbul Üniversitesi; Sosyal Bilimler Enstitüsü; danışman : Burhan Kuzu (doçent); 260 sayfa)).
Serdar Özgüldür'ün Anayasa Mahkemesi üyesi yapılmasının hukuka, yasalara aykırı olduğu iddia edildi.
Anayasa’nın 146. maddesinde :
“Cumhurbaşkanı, ... birer asıl üyeyi Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; ... seçer.”
yazmaktadır.
Serdar Özgüldür, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kontenjanından Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen bir kişi..
Anayasa’daki (146. madde) düzenlemeye göre, Serdar Özgüldür'ün
“Askeri Yüksek İdare Mahkemesi genel kurulunca, kendi başkan ve üyeleri arasından”
yapılacak seçimle Anayasa Mahmekesi üyeliğine seçilmesi gerekmekteydi.
Serdar Özgüldür'ün Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmesi için, cumhurbaşkanına ismi gönderildiğinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde ya başkan, ya da üye olması gerekirdi.
Fakat Serdar Özgüldür, seçimin yapıldığı 21 Haziran 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde ne başkan, ne de üyeydi; genel sekreterdi.
Anayasa’da çok açıkça, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin başkan ve üyelerinin seçilebileceği yazılıdır; genel sekreterin de seçilebileceği yazılı yazılı değildir.
Şu da dikkat çekicidir : bir kişinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde daire başkanı olabilmesi için, mutlaka daha önce üye olması gerekir.
Anayasa’da, “Başkan ve üye” ifadesi kullanılarak, titiz davranılmıştır. Anayasa tam tanımlama yapmış, genel anlamda üye deseydi bile, yorum yoluyla, “Başkanların da aslında bir üye” olduğu düşüncesi ile seçilmesi mümkün iken, işi yoruma bırakmamış, “Başkan ve üye” tanımlaması ile tam tarifte bulunmuş. Bu kadar titiz ifade edilen bir maddede, “Genel sekreter” ifadesi yok ise, artık o ünvanla çalışan bir kişinin de seçilmesi mümkün değildir demektir.
Bu nedenle, Serdar Özgüldür'ün Anayasa Mahkemesi üyeliğinin yasal olarak geçersiz olduğu iddia edilmektedir, ve buna bağlı olarak kullandığı tüm oyların geçersiz olduğu iddia edilmektedir.
Serdar Özgüldür'ün
“Ama, ben genel sekreter olmadan önce, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde üye olarak görev yaptım.”
diyebileceği, fakat daha önceden üye olarak görev yapılmış olması, seçim sırasında üye olunması gereken bir prosedürde, sizin o haktan yararlanmanızı gerektirmediği iddia edildi.
Anayasa’ya göre, başbakan ataması için gerekli şartlar örnek gösterildi :
- Şahsın, TBMM üyesi olması gerekir.
- Daha önceki yıllarda TBMM üyesi olan birisini başbakan olarak atamak mümkün değildir,Başbakan olarak atanabilmek için, atama sırasında TBMM üyeliği gerekir.
Bu nedenle, Serdar Özgüldür’ün Anayasa Mahkemesi’ne seçilmesi sırasındaki “Ben önceden üye idim” savunması, Anayasa Mahkemesi üyeliğinde aranan “seçim sırasında gerekli olan üyelik” için yeterli olmayacağı,
Serdar Özgüldür'ün, seçilmesi sırasında Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde başkan ve üye statüsünde çalışmadığı için, Anayasa Mahkemesi’ndeki üyeliğinin de yasal olarak geçersiz olduğu iddia edildi.
Anayasa Mahkemesi'nin 11 üyesinden Fulya Kantarcıoğlu'nun üyeliğinin de, kullandığı oyların da yasal olarak geçersiz olduğu, bunların skandal olduğu iddia edildi.
Yener Karahanoğlu’nun Serdar Özgüldür hakkında (Deniz Kuvvetleri Komutanı), “Benim eski arkadaşımdır. Zaman zaman konuşuruz” dediği; ve Yener Karahanoğlu’nun darbe tehdidi ile Anayasa Mahkemesi üyelerini etki altına almak istediği iddia edildi.
Serdar Özgüldür vakasının, Türkiye'nin gidişatında önemli işlevi olan bir mahkemenin üyelerinin seçiminde bile hukuka aykırılıklar yapıldığını ve bunun yıllarca görmezden gelindiğini gösteren vahim, endişe verici örneklerden sadece 1'i olduğu iddia edildi.
------------------------------------------------------Anayasa’nın 146. maddesinde :
“Cumhurbaşkanı, ... birer asıl üyeyi Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; ... seçer.”
yazmaktadır.
Serdar Özgüldür, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kontenjanından Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen bir kişi..
Anayasa’daki (146. madde) düzenlemeye göre, Serdar Özgüldür'ün
“Askeri Yüksek İdare Mahkemesi genel kurulunca, kendi başkan ve üyeleri arasından”
yapılacak seçimle Anayasa Mahmekesi üyeliğine seçilmesi gerekmekteydi.
Serdar Özgüldür'ün Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmesi için, cumhurbaşkanına ismi gönderildiğinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde ya başkan, ya da üye olması gerekirdi.
Fakat Serdar Özgüldür, seçimin yapıldığı 21 Haziran 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde ne başkan, ne de üyeydi; genel sekreterdi.
Anayasa’da çok açıkça, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin başkan ve üyelerinin seçilebileceği yazılıdır; genel sekreterin de seçilebileceği yazılı yazılı değildir.
Şu da dikkat çekicidir : bir kişinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde daire başkanı olabilmesi için, mutlaka daha önce üye olması gerekir.
Anayasa’da, “Başkan ve üye” ifadesi kullanılarak, titiz davranılmıştır. Anayasa tam tanımlama yapmış, genel anlamda üye deseydi bile, yorum yoluyla, “Başkanların da aslında bir üye” olduğu düşüncesi ile seçilmesi mümkün iken, işi yoruma bırakmamış, “Başkan ve üye” tanımlaması ile tam tarifte bulunmuş. Bu kadar titiz ifade edilen bir maddede, “Genel sekreter” ifadesi yok ise, artık o ünvanla çalışan bir kişinin de seçilmesi mümkün değildir demektir.
Bu nedenle, Serdar Özgüldür'ün Anayasa Mahkemesi üyeliğinin yasal olarak geçersiz olduğu iddia edilmektedir, ve buna bağlı olarak kullandığı tüm oyların geçersiz olduğu iddia edilmektedir.
Serdar Özgüldür'ün
“Ama, ben genel sekreter olmadan önce, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde üye olarak görev yaptım.”
diyebileceği, fakat daha önceden üye olarak görev yapılmış olması, seçim sırasında üye olunması gereken bir prosedürde, sizin o haktan yararlanmanızı gerektirmediği iddia edildi.
Anayasa’ya göre, başbakan ataması için gerekli şartlar örnek gösterildi :
- Şahsın, TBMM üyesi olması gerekir.
- Daha önceki yıllarda TBMM üyesi olan birisini başbakan olarak atamak mümkün değildir,Başbakan olarak atanabilmek için, atama sırasında TBMM üyeliği gerekir.
Bu nedenle, Serdar Özgüldür’ün Anayasa Mahkemesi’ne seçilmesi sırasındaki “Ben önceden üye idim” savunması, Anayasa Mahkemesi üyeliğinde aranan “seçim sırasında gerekli olan üyelik” için yeterli olmayacağı,
Serdar Özgüldür'ün, seçilmesi sırasında Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde başkan ve üye statüsünde çalışmadığı için, Anayasa Mahkemesi’ndeki üyeliğinin de yasal olarak geçersiz olduğu iddia edildi.
Anayasa Mahkemesi'nin 11 üyesinden Fulya Kantarcıoğlu'nun üyeliğinin de, kullandığı oyların da yasal olarak geçersiz olduğu, bunların skandal olduğu iddia edildi.
Yener Karahanoğlu’nun Serdar Özgüldür hakkında (Deniz Kuvvetleri Komutanı), “Benim eski arkadaşımdır. Zaman zaman konuşuruz” dediği; ve Yener Karahanoğlu’nun darbe tehdidi ile Anayasa Mahkemesi üyelerini etki altına almak istediği iddia edildi.
Serdar Özgüldür vakasının, Türkiye'nin gidişatında önemli işlevi olan bir mahkemenin üyelerinin seçiminde bile hukuka aykırılıklar yapıldığını ve bunun yıllarca görmezden gelindiğini gösteren vahim, endişe verici örneklerden sadece 1'i olduğu iddia edildi.